Turan Ülküsü ve Turancılık
Turancılık, kökeni 19. yüzyılın ortalarına dayanan, dünyadaki tüm Ural-Altay kavimlerinin, özellikle de Türk dillerini konuşan halkların kültürel, ekonomik ve nihayetinde siyasi bir birlik çatısı altında toplanmasını amaçlayan ideolojik ve sosyo-politik bir harekettir. Kavram, adını eski Pers metinlerinde İran'ın kuzeyinde yer alan ve göçebe toplulukların yaşadığı geniş coğrafyayı tanımlamak için kullanılan "Turan" kelimesinden almıştır. Başlangıçta Macar dilbilimciler ve aydınlar tarafından, Avrupa'da yükselen Pan-Cermenizm ve Pan-Slavizm akımlarına karşı bir kültürel savunma mekanizması ve akrabalık bağı arayışı olarak ortaya atılmıştır. Zamanla bu düşünce, Osmanlı İmparatorluğu ve Rusya yönetimindeki Türk halkları arasında karşılık bularak milliyetçi bir karaktere bürünmüş ve dar anlamda "Türk Birliği" idealiyle bütünleşmiştir.
Osmanlı İmparatorluğu'nda Turancılık akımı, özellikle İkinci Meşrutiyet döneminde, devletin dağılmasını önlemeye yönelik Osmanlıcılık ve İslamcılık gibi fikir akımlarının başarısızlığa uğramasının ardından güçlü bir şekilde zemin kazanmıştır. Yusuf Akçura’nın "Üç Tarz-ı Siyaset" adlı makalesi, bu fikri altyapının olgunlaşmasında köşe taşlarından biri kabul edilir. İmparatorluğun son döneminde İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin entelektüel kadroları tarafından benimsenen bu ülkü, sadece kültürel bir uyanışı değil, aynı zamanda Kafkasya ve Orta Asya’daki soydaşlarla birleşerek yeni ve büyük bir jeopolitik güç odağı oluşturma hedefini de içermiştir. Bu dönemde Ziya Gökalp, yazdığı eserler ve şiirlerle Turan kavramını sosyolojik bir temele oturtmuş ve meşhur "Turan" şiirinde bu ülküyü "Vatan ne Türkiye'dir Türklere, ne Türkistan; Vatan büyük ve müebbed bir ülkedir: Turan" dizeleriyle formüle etmiştir.
Dünya Savaşı esnasında Enver Paşa liderliğindeki askeri kanat, Turan Ülküsü’nü stratejik bir savaş hedefi haline getirerek Kafkas Cephesi’nde Bakü’nün kurtarılması gibi operasyonlara girişmiştir. Ancak savaşın mağlubiyetle sonuçlanması ve ardından Çarlık Rusyası’nın yıkılarak Sovyetler Birliği’nin kurulması, Orta Asya ve Kafkasya coğrafyasındaki jeopolitik dengeleri tamamen değiştirmiştir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu sürecinde Mustafa Kemal Atatürk, yeni devletin sınırlarını ve enerjisini korumak adına gerçekçi ve misak-ı milli odaklı bir dış politika benimsemiş, romantik ve yayılmacı algılanabilecek büyük üst-birlik projelerine mesafeli yaklaşmıştır. Buna karşın Cumhuriyet döneminde Turancılık, siyasi bir devlet politikasından ziyade edebi, tarihi ve akademik alanlarda varlığını sürdüren, özellikle Hüseyin Nihal Atsız gibi figürlerin öncülüğünde muhalif bir milliyetçi ideoloji olarak sivil alanda kendine yer bulmuştur.
Soğuk Savaş döneminde Turancılık, Sovyetler Birliği sınırları içinde kalan "Esir Türkler" retoriği üzerinden antikomünist bir muhteva kazanmıştır. 1944 yılında yaşanan Irkçılık-Turancılık Davası, bu akımın Cumhuriyet tarihindeki en önemli hukuki ve siyasi kırılma noktalarından birini teşkil eder. Bu davada yargılanan aydınlar, devletin resmi dış politikasına aykırı hareket etmek ve rejimi tehlikeye atmakla suçlanmışlardır. İkinci Dünya Savaşı sonrasında ise milliyetçi hareketler içinde "Ülkücülük" kavramı ile harmanlanan Turan idealistliği, Türk devletlerinin bağımsızlığına kavuşması yönündeki entelektüel ısrarını korumuştur.
1991 yılında Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla birlikte Turan Ülküsü, hayali bir ütopya olmaktan çıkarak somut bir jeopolitik potansiyele dönüşmüştür. Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan’ın bağımsızlıklarını ilan etmesiyle birlikte ilişkiler; eğitim, ticaret, enerji ve savunma sanayii alanlarında kurumsal yapılara bürünmüştür. Günümüzde "Türk Devletleri Teşkilatı" gibi uluslararası yapılar, geçmişin romantik Turan idealinin modern dünya şartlarında rasyonel, ekonomik ve diplomatik bir iş birliği modeli olarak yeniden inşa edilmesinin en somut göstergesi olarak kabul edilmektedir.
Öğrendiklerinizi Sınayın
Soru 1: Turancılık akımının ilk olarak Macaristan coğrafyasında ve Macar aydınları arasında ortaya çıkmasının temel tarihsel ve sosyolojik gerekçeleri nelerdir?
Cevap 1: 19. yüzyılda Avrupa'da yükselen Pan-Cermenizm ve Pan-Slavizm akımları, Germen ve Slav denizinin ortasında yalnız kalan Macarları kültürel ve siyasi bir yok olma tehdidiyle karşı karşıya bırakmıştır. Macar aydınları, Avrupa'daki yalnızlıklarını aşmak ve tarihsel kökenlerini meşrulaştırmak amacıyla Ural-Altay dil ve kavim akrabalığına yönelmişler, bu doğrultuda Doğu kökenlerini araştırmak için ilk Turan cemiyetlerini ve enstitülerini kurmuşlardır.
Soru 2: Yusuf Akçura'nın "Üç Tarz-ı Siyaset" adlı makalesinin, Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemindeki fikir akımları içindeki yeri ve Turancılığın kuramsallaşmasına olan etkisini açıklayınız.
Cevap 2: Yusuf Akçura bu makalesinde, Osmanlı İmparatorluğu'nun dağılmasını önlemek amacıyla öne sürülen Osmanlıcılık ve İslamcılık siyasetlerinin neden başarısız olduğunu ve uygulanamayacağını analitik bir dille ortaya koymuştur. Devleti ayakta tutabilecek en rasyonel ve geleceğe matuf politikanın soy ve dil birliğine dayalı Türk milliyetçiliği (ırk esasına dayalı Türk birliği / Turancılık) olduğunu savunarak, bu fikrin duygusal bir özlemden çıkıp siyasi bir programa dönüşmesini sağlamıştır.
Soru 3: 1944 yılında Türkiye'de gerçekleşen "Irkçılık-Turancılık Davası"nın arka planındaki uluslararası siyasi dengeleri ve davanın Türk milliyetçiliği tarihi açısından sonuçlarını değerlendiriniz.
Cevap 3: İkinci Dünya Savaşı'nın sonlarına doğru Nazi Almanya'sının yenileceğinin anlaşılması ve Sovyetler Birliği'nin (SSCB) savaştan galip ve güçlü bir süper güç olarak çıkma eğilimi, Türkiye'yi dış politikada denge arayışına itmiştir. Hükümet, Sovyetler Birliği'ne güvence vermek ve ilişkileri sıcak tutmak adına ülkede antisovyet ve yayılmacı olarak nitelendirilebilecek Turancı figürleri tasfiye etme kararı almıştır. Bu dava sonucunda milliyetçi aydınlar baskı görmüş, ancak hareket sivil alanda daha fazla kenetlenerek sonraki dönem ideolojik yapılanmalarına bir mağduriyet ve direniş hafızası miras bırakmıştır.
İlgili Terimler
Pan-Türkizm
Üç Tarz-ı Siyaset
Türk Devletleri Teşkilatı
Irkçılık-Turancılık Davası
Ural-Altay Dil Ailesi
Anahtar Kelimeler
Türk birliği ideali, Türk milliyetçiliği tarihi, Ziya Gökalp eserleri, Yusuf Akçura siyaseti, Türk devletleri entegrasyonu, Doğu Avrupa halkları tarihi, 1944 milliyetçilik davası, İttihat ve Terakki politikaları, Orta Asya jeopolitiği, Ural Altay kültür birliği
Kategoriler
Siyaset Bilimi, Sosyoloji, Tarih, Uluslararası İlişkiler
İleri Okuma
Akçura, Yusuf (2018). Üç Tarz-ı Siyaset. Türk Tarih Kurumu Yayınları.
Gökalp, Ziya (2021). Türkçülüğün Esasları. Ötüken Neşriyat.
Landau, Jacob M. (1999). Pan-Türkizm: Pan-Turkism: From Irredentism to Cooperation (Türkçe Çevirisi: Pan-Türkizm: İrdelerden İşbirliğine), İletişim Yayınları.
Yorumlar
Yorum yazabilmek için giriş yapmalısınız.
Bilgi: Butona tıkladığınızda xloji güvenli giriş sayfasına yonlendirileceksiniz. Giriş yaptığınızda otomatik olarak bu sayfaya geri döneceksiniz. İlk giriste hoş geldin enerjisi tanımlanır.
Yorumlar yükleniyor...