Pulsarlar, evrendeki en ilginç ve gizemli gözlemsel nesnelerden biri olup, çökmüş yıldızların (nötron yıldızlarının) hızlı dönerken yaydığı radyo dalgalarıdır. Video başlığı "ses" ifadesi kullansa da, pulsarlar aslında ses dalgası değil, elektromanyetik radyasyonlar—özellikle radyo dalgaları—yayarlar. Bu radyo sinyalleri, elektronik ekipmanlarla algılandığında ve dinlenebilir formata dönüştürüldüğünde "tıkırtı" benzeri bir ritim oluşturur. Bu fenomen, yıldız fiziksi ve kozmolojinin en önemli keşiflerinden biridir.

Pulsarlar 1967 yılında İngiliz astronom Jocelyn Bell tarafından keşfedilmiş ve ilk başta yapay sinyal olabileceği düşünülmüştür. Nötron yıldızları, güneşin kütlesinden 1,4 kez daha ağır ancak Ankara kadar küçük gök cisimlerdir ve çökmeye devam eden bir yıldızın çekirdeğinin son aşamasıdır. Bu nesnelerin dönüş hızı çok yüksektir—bazıları saniyede yüzlerce kez dönerler—ve güneşin milyonlar kez daha güçlü manyetik alanlarına sahiptirler. Pulsarlar dönerken, manyetik kutuplarından pencil demetleri halinde radyo dalgaları yayarlar, tıpkı ışık evi fenerinin dönerken ışık göndermesi gibi.

Pulsarın radyo dalgaları ve ritmi, Einstein'ın görelilik teorisinin doğrulanması için kullanılmıştır. Bazı pulsarlar (milisaniye pulsarları) bu kadar doğru zaman tutarlar ki, atomik saatlere eşdeğer kabul edilirler; GPS sistemleri ve uzay navigasyonu için kullanılabilirler. 1974 yılında Russell Hulse ve Joseph Taylor, çift pulsarlar sistemini kullanarak yerçekimi dalgalarının var olduğunu göstermiş; bu keşif onlara Nobel Fizik Ödülü getirmiştir. Pulsarlar, yüksek enerji kaynakları olarak da işlev görerek uzay araştırmalarında önemli bir rol oynarlar.

Pulsarlar sadece bilim insanlarının ilgisi çeken nesneler değildir; evrenin yapısını ve fizik yasalarının sınırlarını anlamamız için anahtardır. Bu canlı kosmik saatler, kara delikler, nötron yıldızları ve yerçekimi hakkında bilgilerimizi derinleştirmiştir. Videonun sunduğu "ses" konsepti halkı pulsarların dinamiklerini anlamaya davet eder ve evrenin çok fazla bilmediğimiz yanlarını keşfetmeyi teşvik eder. İleri fizik ve astronomi meraklıları için bu konu, evrenin en extreme koşullarını anlamak için harikalar diyarına açılan bir kapıdır.