Simbiyoz, iki veya daha fazla farklı canlı türünün bir arada yaşaması ve birbirlerinin yaşamından etkilenmesi ilişkisini tanımlar. Bu video bu etkileşimlerin nedir, nasıl gerçekleşir ve evrim tarihi açısından ne kadar önemli olduğunu açıklamaktadır. Simbiyotik ilişkiler sadece hayvanlar arasında değil, bitkilerde, mantarlarda ve mikro-organizmalar arasında da yaygındır. Doğadaki sayısız başarılı yaşam öyküsü, aslında bu tür karşılıklı işbirliklerine dayanır.

Bilimde simbiyotik ilişkiler üç ana kategoriye ayrılır: mutualizm (her iki taraf da fayda görür), komensalizm (bir taraf fayda görürken diğeri ne zarar görür ne fayda), parazitizm (bir taraf fayda görürken diğeri zarar görür). Mutualizm örnekleri arasında çiçeklerle arılar arasındaki ilişki, balık ile anemone deniz yaşamı, ve bir ağacın kökleri ile mikorizal mantarlar arasındaki işbirliği yer alır. Herhangi bir ormanda veya okyanusda gezindiğimizde, görebildiğimiz yaşamın çoğu aslında bu tür işbirlikleriyle mümkün olmuştur. Hatta insan vücudu da milyarlarca yararlı bakteri ile simbiyotik bir sistem olarak işlev görür.

Simbiyozun evrimi ve yaşamın tarihi, Lynn Margulis'in endosimbiyoz teorisiyle derinden bağlantılıdır. Bu teori, bugün hücrelerin içinde bulunan mitokondri ve kloroplastların, milyarlarca yıl önce bağımsız bakteri olduğunu; daha sonra daha büyük hücrelerin içine alındığını ve zamanla bu ilişkinin symbiotic kalıtsal sisteme dönüştüğünü öne sürmektedir. Bugün bilinen tüm bitkilerdeki kloroplas ve tüm hayvansal hücrelerdeki mitokondri, özünde bu eski simbiyal füzyonun kalıntısıdır. DNA analizi ve fosil kanıtları bu teoriyi güçlü bir şekilde desteklemektedir; mitokondri kendi DNA'sı ve ribozomu taşır, bu da bağımsız bir kökenin izleridir.

Simbiyoz ilişkileri sadece canlıların birbirine bağımlılığı değil, aynı zamanda evrim motorudur. Karşılıklı fayda sağlayan ilişkiler, doğal seçilim tarafından korunur ve güçlendirilir; çünkü her iki taraf da bu işbirlikleri sayesinde daha iyi yaşar ve ürer. Ormanlardaki ağaçlar, mantarlar sayesinde topraktan besin alamaz; minik böcekler, bitki polinizasyonunda hayati rol oynar; ve mikro-organizmalar, hayvan sindirim sisteminde yaşamsal işlevler yerine getirir. Bu karmaşık ağ, biyolojik çeşitlilik ve ekosistemin dayanıklılığının temelini oluşturur. Simbiyozun tarihini ve mekanizmalarını anlamak, sadece biyoloji değil, iklim değişikliği, tarım ve tıp gibi alanlarda da çözüm geliştirmemize yardımcı olur.

Simbiyoz, hayat kadar eski ve yaşam kadar yaygındır. Çoğumuz, yalnız yaşayan türler diye inanırız, oysa gerçekte hepimiz sayısız diğer canlıyla karmaşık bir ilişkide yaşarız. Bu video, izleyicilere, doğada gördüğü her bir ilişkinin aslında mutluluk, rekabet veya zarardan çok daha karmaşık etkileşimler olduğunu kavratmayı amaçlar. Eğitim ve bilim insanı olmayan bireyler için, doğanın işleyişine dair derinlemesine bir perspektif sunması, simbiyoz konusunun çekiciliğidir. Konuyla ilgili güncel bilimsel gelişmeler, sentetik biyoloji ve gen editinginin de simbiyotik sistemleri anlamaya dayanması, bu videonun eğitsel önemini daha da arttırır.