Evrenin En Acımasız Gezegeni: Kepler-70b" videosu, Lyra takımyıldızında keşfedilen en ekstrem ötezgezegenlerden birini tanıtır. Kepler-70b, ilk kez NASA'nın Kepler Uzay Teleskopu tarafından tespit edilen ve bilim insanlarını şaşırtan bir gök cismidir. Bu ultra-sıcak Jüpiter tipi gezegen, yıldızına o kadar yakın yörüngede döner ki yüzey koşulları neredeyse hayal edilemez düzeydedir. Video, bu gezegentin neden "acımasız" olduğunun ve onu diğer gezegenlerden ayıran ekstrem özelliklerinin ne olduğunun açıklanmasına odaklanır.

Kepler-70b, yaklaşık 2200-2500 Kelvin mertebesinde bir sıcaklığa sahiptir—Güneş'in yüzey sıcaklığından bile daha yüksektir. Bu gezegenin yörünge dönemi sadece 3.5 gün gibi çok kısa bir süredir; bu kısa periyot, gezegeni yıldızına kilitlenmiş hale getirir, yani bir tarafı daima yıldızla yüzleşirken diğer tarafı sonsuza dek karanlıkta kalır. Gezegen yıldız rüzgarları ve yoğun radyasyonun etkisinde, atmosferi kademeli olarak uzaya kaybetmektedir. Bu ekstrem koşullar, gezegeni canlılık açısından tamamen imkansız hale getirir.

Ötezgezegenler, 1990'ların ortasından bu yana keşfedilmeye başlanmıştır ve Kepler-70b gibi ultra-sıcak Jüpiterler, klasik gezegen oluşum teorilerini yeniden sorgulatmıştır. Teoriye göre, büyük gaz devleri soğuk bölgelerde oluşur; ancak erken evre migrasyonu sonrası bu dev gezegenler yıldızlara çok yaklaşabilmektedir. Kepler-70b'nin atmosferi milyonlar yıl sürecek bir kaybedilme sürecinin ortasındadır ve belki de geleceğin ilerletmek koşullarında sadece kayalı bir çekirdek kalacaktır. Bu durum, videonun "kavrulmuş bir taş parçası" ifadesini bilimsel olarak destekler nitelikte gerçektir.

Kepler-70b ve benzeri ultra-sıcak Jüpiterler, gezegen oluşumu, migrasyonu ve atmosfer dinamiği konularında hâlâ aktif araştırmanın merkezinde yer almaktadır. Bu tür ekstrem ötezgezegenler sayesinde, bilim insanları yeni atmosfer kaybı modelleri geliştirmiş ve evrendeki gezegen çeşitliliğini derinlemesine anlayabilmiştir. Kepler-70b'nin yaklaşık 2000 ışık yılı uzaklıkta bulunmasına karşın, modern spektroskopi ve geçiş fotometrisi teknikleriyle bu kadar uzak ve ekstrem bir ortamı ayrıntıyla analiz etmek mümkün olmuştur. Bu başarı, günümüz astronomisinin gücü ve insan merakının sınırlarını göstermektedir.