Girişimsel kardiyoloji, kalp ve damarlarla ilgili sorunların tanısı ve tedavisinde kullanılan modern tıp alanında önemli gelişmeler yaşanmaktadır. Geçmişte doktor ve kardiyologlar, damar darlığına karar vermek için çoğunlukla görüntüleme teknikleriyle elde edilen yüzde oranlarına (örneğin %70-80 darlık) bakarak müdahale kararı verirlerdi. Ancak bu yaklaşım her zaman doğru sonuçlara yol açmamaktadır.

Modern FFR (Fraktional Flow Reserve) yöntemi ile damarda gerçek kan akışının kalitesi net bir şekilde ölçülebilmektedir. Gözle bakıldığında %70-80 dar görünüşü olan bir damar, aslında kalbi beslemek için yeterli kan akışını sağlıyor olabilir. 3 boyutlu FFR teknolojileri sayesinde, damardaki kan akışının durumu objektif verilerle tespit edilebilmektedir. Bu gelişme, gereksiz medikal müdahalelerin (stent, ilaçlı balon veya baypas işlemleri gibi) sıklığını azaltmayı mümkün kılmaktadır.

Damarlara müdahale karar verirken FFR değerleri referans alınmaktadır. Örneğin 0.81 gibi yüksek FFR değerleri, kan akışının yeterli olduğunu ve o damar üzerinde müdahale gerekli olmadığını göstermektedir. Bu bilgilendirme sayesinde hem hastalar gereksiz risklerden korunmakta hem de uygulanacak tedaviler en doğru şekilde planlanmaktadır. Modern kardiyoloji, tanı teknolojileri ve tedavi yöntemleriyle hastaların sağlığını korumanın yanı sıra gereksiz müdahalelerden kaçınmayı da hedeflemektedir. Herhangi bir kalp veya damar sorunu şüphesi durumunda mutlaka bir kardiyolog ile görüşülmesi gerekmektedir.

Bu içerik yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi teşhis, tedavi veya hekim tavsiyesi yerine geçmez. Sağlığınızla ilgili kararlar için mutlaka bir hekime danışın.