Videoda, kurbağa türlerinde bulunan bir bakterinin kanser hücrelerini ortadan kaldırabileceği konusu ele alınıyor. Laboratuvar testlerinde fare modellerinde tek bir doza sahip olsa da, bu tür bakteri-temelli kanser tedavilerinin ilkesi aslında yeni değildir. Onkolotik virüs ve bakteri terapileri 20 yıldır araştırılmakta, bağışıklık sistemi aracılığıyla ya da direkt sitotoksik etki yoluyla tümör hücrelerini hedef almaktadırlar. Transkriptte bahsedilen bulguların somut kaynağı net olmamakla birlikte, immünoloji ve kanser biyolojisindeki ilerlemeler bu tür doğa-ilham çözümleri giderek daha plausible kılmaktadır.

Kanser tedavisinde bakteri kullanımının bilimsel temeli şöyledir: Belirli bakteri türleri hipoksik (oksijensiz) tümör ortamında seçici olarak çoğalmakta ve böylece sağlıklı dokuları nispeten korumaktadır. Bunlar ya doğrudan toksik metabolitler üretir, ya da genetik olarak modifiye edilerek sitoksin veya immün uyarıcı moleküller taşıyabilir. Kurbağa derisi florasından elde edilen bileşiklerin antimikrobiyal ve anti-tümoral özellikleri bilinen bir alan; ancak "tek dozda tüm kanser hücresini yok etme" iddiası basitleştirilmiştir. Gerçekte, hayvan modellerindeki başarı sık sık insan deneylerinde kaybolmakta ya da önemli yan etkiler ortaya çıkmaktadır.

Klinik öncesi aşamadaki (preclinical) fare çalışmalarının teşvik edici bulunması mantıklıdır, fakat insanlı testlere geçiş uzun ve karmaşık süreçtir. Bakteri-temelli terapilerde endotoksin reaksiyonları, sepsis riski, ve bağışıklık sistemi toleransı gibi gizli zorluklar vardır. Transkriptte bahsedilen "24 saatte kendini temizleme" mekanizması ilginç olsa da, bu bilginin hangi araştırmadan geldiğinin açıklanmaması güncel kaynağın doğrulanmasını güçleştirmektedir. Kanser araştırması hızla gelişse de, hype ile gerçekçilik arasındaki boşluğu tanımak gerekir.

Bilim meraklıları ve kanser hastaları için bu tür gelişmeler umut verici görünse de, kural şudur: Hayvan testlerinde başarı insanlı kullanıma geçişte 90 oranında başarısızlıkla sonuçlanır. Veya yan etkiler kabul edilebilir seviyeyi aşar. Bu araştırma açısından ilginç bir kap kaptan bir adımdır; ancak klinik uygulamaya ulaşması için Faz-1, Faz-2 ve Faz-3 denemeler gerekli olup, bu 5-10 yıl sürebilmektedir. Doğal kaynaklardan ilham almak tıp tarihinin başarılı yöntemidir (aspirin, penisilin), ancak her laboratuvar başarısı pazar müzayedesine dönmez.