IBM ve Chicago Üniversitesi araştırmacılarının ortak çalışması, kuantum bilgisayarlar alanında önemli bir adım olarak kabul edilmektedir. Araştırmada 97 fiziksel kübit kullanılan bir kuantum sistemi, özel olarak tasarlanmış bir hesaplama görevini sadece 16 dakikada başarıyla tamamlamıştır. Bu başarı, kuantum bilgisayarların pratik problem çözümde gerçekten kabiliyetli olabileceklerinin ilk somut kanıtlarından biri olarak değerlendirilmektedir. Dikkat çeken bir diğer nokta ise, kübitlerin bir kısmının doğrudan hesaplama yaparken, diğer bir kısmının sistemdeki hataları tespit etmek için kullanılmış olmasıdır.

Kuantum bilgisayarlar, klasik bit yerine kubit (kuantum bit) kullanarak çalışırlar ve bu kübitlerin temel özelliği, süperpozisyon adı verilen durumdadır. Süperpozisyon, bir kubitin aynı anda hem 0 hem 1 durumunda olabilmesini sağlar; bu da kuantum bilgisayarların, klasik bilgisayarlara kıyasla belirli problemleri çok daha hızlı çözmelerini mümkün kılar. Ancak kuantum sistemleri, ortam gürültüsüne ve ısıl dalgalanmalara karşı son derece hassastır ve bu da hesaplamalarda hatalara yol açabilir. IBM ve Chicago Üniversitesi'nin araştırmasında kullanılan hata düzeltme stratejisi, bazı kübitlerin izlenme görevine ayrılması yoluyla bu sorunu azaltmaya çalışmıştır.

Kuantum bilgisayarları konusunda son yıllarda kullanılan terminoloji, 'kuantum avantaj' ve 'kuantum çalışkanlığı' (quantum utility) kavramlarına ayrılmıştır. 2019 yılında Google, kuantum avantajının ilk kanıtını sunmuş, ancak bu başarı çok spesifik bir matematik problemi için sınırlı kalmıştır. IBM'in bu yeni araştırması ise kuantum çalışkanlığı alanında bir adım sayılmaktadır; yani kuantum sisteminin, sadece kurgulanmış bir problem değil, daha pratik ve anlamlı bir görev üzerinde klasik yöntemlere üstünlük gösterdiğini ortaya koymaktadır. Fakat araştırmacılar, ilerleyen yıllarda daha güçlü klasik algoritmaların bu avantajı kapatabilecek potansiyelinin bulunduğunu da açıkça belirtmişlerdir.

Bu gelişme, kuantum bilgisayarların yakın gelecekte ilaç keşfi, şifre çözme, optimizasyon problemleri veya iklim modelleme gibi karmaşık görevlerde harikalar yaratacağı şeklinde bir beklenti oluştabilir, ancak günümüzde kuantum bilgisayarları bu alanlarda klasik bilgisayarlardan henüz daha iyi sonuçlar vermemektedir. Kübitlerin başlama (kalibrasyon), ölçüm hatası, izolasyon sorunları ve sınırlı sayıda operasyon yapabilme yeteneği, kuantum sistemlerinin pratik uygulamalara ulaşmasının önündeki ana engeller olmaya devam etmektedir. Akademik araştırmalar her geçen yıl bu engelleri aşma konusunda ilerleme kaydetse de, endüstriyel kullanım hala uzak bir hedef görünmektedir. Kuantum bilgisayarların gerçekten günlük hayatımızı değiştirmesi, çok daha yüksek sayıda kübit, düşük hata oranları ve uzun tutarlılık sürelerine (coherence time) sahip makinelerin geliştirilmesini gerektirmektedir.