Güneş Sistemi'nin sınırlarını belirlemek, modern astronominin en ilginç sorularından biridir. Çoğu insan Neptün'ü Güneş Sistemi'nin son sınırı zannetse de, gerçeklik çok daha karmaşık ve geniş bir yapıdır. Video, gezegen ötesi bölgeleri, güneş rüzgarının yıldızlararası uzaya yenildiği heliopoz kavramını ve teorik Oort Bulutunun varlığını inceliyor. Güneş Sistemi'nin katmanlı yapısını anlamak, evrensel konum ve ölçek algımızı temelden değiştirir.

Neptün, gravitasyonel olarak açıkça etkilenen sekiz gezegenden en uzak olanıdır ve bu nedenle "son gezegen" olarak kabul edilir. (Plüton 2006 yılında cüce gezegen olarak yeniden sınıflandırıldı.) Neptün'ün ötesinde Kuiper Kuşağı uzanır; bu bölge binlerce küçük, buzlu cisme ev sahipliği yapar ve yaklaşık 30 ile 55 AU (Astronomik Birim) arasında yer alır. Kuiper Kuşağında Plutolar, KBOlar (Kuiper Belt Objects) ve başka cüce gezegenler bulunur. Bu region, Güneş'in katı gravitasyonal etkilemesi içinde olması açısından önem taşır.

Heliopoz, Güneş Sistemi'nin dinamik sınırıdır—güneş rüzgarının yıldızlararası iki akışa yenildiği kavşak noktası. Yaklaşık 120 AU'de konumlandırılır ve Voyager 1 sondası 2012 yılında burayı geçmiştir. Voyager 1 ve Voyager 2, 1970'lerde fırlatılmış olup bugün yıldızlararası uzayda seyahat etmeye devam ederler. Bu sondalar insanlığın Güneş Sistemi'nin arka kapısını anlaması ve uzayın muğlak sınırlarını keşfetmesi için çok değerli veriler sağlamaktadır.

Güneş'in yerçekimsel etkisi heliopozu çok aşan mesafelere kadar uzanır. Teorik Oort Bulutu, Güneş Sistemi'nin en uzak bölgesi olup milyarlarca küçük buzlu cisimden oluşan bir küresel kabuğu temsil eder. Yaklaşık 2.000 AU'dan başlayıp 100.000 AU'ya (hatta 1 ışık yılına yakın) kadar uzanabilir. Işığın Oort Bulutunun en uzak noktasından geri dönmesi milyonlarca yıl alacağı için, Güneş Sistemi teknik anlamda "bitmiyor"—katman katman zayıflayan gravitasyonal etkiler içinde yavaş yavaş kozmik karanlığa karışıyor.