Mars, Güneş Sistemi'nin en fazla araştırılan gezegenlerinden biri olup, bilim insanlarının asıl ilgisini çeken soru "Mars gerçekten yaşanabilir bir dünya mıydı?" sorusudur. Bu belgesel, Viking uzay görevinden günümüzde faaliyetini sürdüren Curiosity'ye ve Mars Express'e kadar uzay görevlerinin Mars'ı anlamak için yaptıkları keşifleri kapsamlı biçimde ele alıyor. Gezegenin yüzeyinde bulunan eski su kanalları, misteriyöz metan gazı salınımları ve organik moleküllerin varlığı, Mars'ın milyarlarca yıl öncesinin ne kadar farklı olabileceğini gösteriyor. MAVEN görevinin ortaya koyduğu atmosfer kaybı mekanizmasıyla birlikte, bu bulgular Mars'ın nasıl "kırmızı çölle dönen" bir gezegen haline geldiğini açıklamaya başlıyor.

Mars'ın geçmişinde okyanuslar ve nehirler olduğu konusunda son yirmi yılda toplanmış güçlü kanıtlar vardır. Araştırmalar, Kızıl Gezegen'de bir zamanlar sıvı su döngüsünün çalıştığını, özellikle 3,8 ila 3,5 milyar yıl önceki Noe Döneminde daha kalın ve daha ılıman bir atmosferin var olduğunu göstermektedir. Curiosity'nin bulduğu organik moleküller, Mars'ta tüm hayatın temel taşlarının mevcut olduğunu kanıtlamakla birlikte, radar ölçümleri yüzey altında sıvı su rezervuarlarının varlığını işaret etmektedir. MAVEN'in son verilerine göre, Mars atmosferinin büyük çoğunluğunu Solar Rüzgarı nedeniyle kaybetmiş olması, gezegenin yaşanabilirliğinin kaybını açıklayan en önemli mekanizmaların başında gelmektedir. Metan gazı salınımları, belki mikrobiyyal yaşamın kalıntılarını veya jeolojik işlemlerin sonucunu yansıtıyor olabilir.

Mars'ın geçmiş ortamını anlama yönelik bilim insanları, yüzey jeolojisi, mineroloji ve atmosfer kimyası alanlarında çeşitli stratejiler kullanmaktadırlar. Örneğin, hematit ve jarosit gibi minerallerin varlığı, geçmişte su döngüsünün kanıtı olarak değerlendirilmektedir. Viking görevleri 1970'lerde ilk kez Mars'a inerken, mikrobiyyal yaşamı doğrudan aranmış, ancak kesin sonuçlar vermemiştir. Son yirmi yılda ise keşif araçları, potansiyel yaşam ortamlarının hangi koşullar altında oluşabileceğini anlamaya odaklanmış, böylece "yaşam olup olmadığı" yerine "yaşam olmuş olabilir mi?" sorusuna cevap aramaya başlamıştır.

Gelecekte Mars'a gönderilecek insanlı görevler bu bilimsel temellerden hareket etmektedir. NASA'nın Artemis programı çerçevesinde geliştirilen Orion kapsülü, insanları Mars'a taşıyacak ilk araçlardan biri olacaktır. Bilim insanları ve mühendisler, Mars'ta kalıcı yaşam kurabilmek için su kaynaklarını, oksijenin elektroliz yoluyla üretilmesini ve yerel kaynakların kullanılmasını planlamaktadırlar. Bu tür görevlerin başarısı, tamamen Mars'ın geçmiş ve günümüzek ortamını anlayan keşif görevlerinin bulgularına dayanmaktadır. Belgesel, bu yolculuğun bilimsel altyapısını, çeşitli uzay görevlerinin rolleri ve insanlık için Mars'ın neden bu kadar önemli olduğunu çarpıcı biçimde sunarak, uzay araştırmasının ön cephesini izleyicilere göstermektedir.