Pir Sultan Abdal'ın ünlü türkülerinden biri olan bu eser, Ankara'dan yola çıkış ve dağların aşılmazlığı temalarını işlemektedir. Alevi-Bektaşi kültürünün sembol isimlerini anarak yardım isteyen bu deyiş, dönem Anadolu'sunda ve halk arasında yoğun biçimde sevendirilmiş ve yaşamıştır. İsim ve seslendiriş açısından zengin bu türkü, manevi yolculuğun zorlukları ile muhtaçlık duygularını derinlikle anlatır.

Sözleri

Ankara'dan çıktım sabah namazı
Bize yol vermiyor aşmağa dağlar
Yetiş Seyit Battal Hüseyin Gazi
Bize yol vermiyor aşmağa dağlar

Merhaba ey güzel pirim merhaba
Poyraza dayanmaz şalınan aba
Yetiş imdadıma Sultan Kurt Baba
Bize yol vermiyor aşmağa dağlar

Yine kırcılandı dağların salı
Kış tutmuş iniler Küre'nin beli
Boz bulanık akar Irmağın seli
Bize yol vermiyor aşmağa dağlar

Hayal hayal oldu gözüme vatan
Ahmaktır dünyaya göz gönül katan
Çıplak Ali ile Haydari Sultan
Bize yol vermiyor aşmağa dağlar

Gaibtesin kandildesin sırdasın
Münkire görünmen göze perdesin
Hasan Dede'm Yöğrük Kulu nerdesin
Bize yol vermiyor aşmağa dağlar

Denek Dağı'nda yatan Yediler Kırklar
Buna inanmadı münkirler şekler
Çiçek Ana ile Hürü Melekler
Bize yol vermiyor aşmağa dağlar

Pir Sultan Abdal'ım içtiğim dolu
Sevdası serimden gitmedi hali
Damanın tuttuğum Bektaş-ı Veli
Bize yol vermiyor aşmağa dağlar